AYASOFYA

14/5/2007

 
Ey islam'ın nuru, Türklüğün gururu Ayasofya!
Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?
 
Hani minarelerinden göklere yükselen,
Ta maveradan gelen ezanlar?...
Hani o ilahi devir, ilahi nizamlar?...
 
Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!...
 
Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...
 
Ayasofya! Ayasofya!...Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
 
Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...
Kur'an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah-Muhammed-Hülafa-i Raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!...
 
Fethin, Fatih'in mabedinden kitab-ý mübini,
Bu ulu dini kaldıran kim?
Dinimize, imanımıza saldıran kim?
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
Kimin elidir?!...
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!...
 
Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...
 
Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terketme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...
 
Dindaşlarımızla,
Kanlı gözyaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadalar boş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...
 
Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar, sessiz ve öksüz minarelerinden 
yükselen ezan sesleri fezaları yeniden inletecek! şerefelerin yine Allah'ın 
ve O'nun sevgili peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl 
yanacak; bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...
 
Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...
 
Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

Yorum (14) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ŞEMAİL-İ ŞERİF

14/5/2007

Ne uzun ne kısa kararında boy
Soyu İbrahim'den ne asil bir soy
Saçları hoş siyah dalgalı bir koy
Kemâlini giydir beni benden soy
Âlemlere rahmet yüzünü göster
Bu kul varlığından soyunmak ister

Güneş pervânesi o güzel yüzün
Nurundan ışığı vardır gündüzün
Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün
Tecelli ediyor yüzünde özün
Hasretim, yanarım, yüzünü göster
Kölen bu devletle avunmak ister

Simsiyah gözlerin âhû misâli
Dâim Hakk'a bakar her an visâlin
Beyazı ölçüsü gözde kemâlin
Kaşların sûreti gökde hilâlin,
Râzıyım rûyada yüzünü göster
Âşık maşukuna can sunmak ister

Bir tutam sakalın birkaçı beyaz
Mübarek vücudun serin kış ve yaz
Cânımı yoluna kurban etsem az
Dostlar defterine köleni de yaz
Açıver kapını yüzünü göster
Gönül hasretinden yakınmak ister

Duyular mükemmel, dişleri inci
Kokusuna tutkun, yaşlısı genci
Yürürken koşmadan olur birinci
Kapına gelmiş bir garip dilenci
Açıver ne olur yüzünü göster
Garip ayağına kapanmak ister

Yukarıdan aşağı heybetle iniş
Yürüyüşünde var hep bu görünüş
Âdetin baktığın tarafa dönüş
Bize nasip olsun hayırlı bir düş
Kerem et ne olur yüzünü göster
Kim böyle bir düşten uyanmak ister

Seni ilk görenler korku çekermiş
Sonra ülfet eder hemen severmiş
Benzerini asla görmedim dermiş
Erenler yolunda giderek ermiş
Benzeri bulunmaz yüzünü göster
Gönüller nurunla yıkanmak ister

Zâtının nûrundan vermiş sana can
Hilkate ruhunla başlamış Rahman
Yûsuf'ta yok sende olan hüsnü an
Ahlâkındır Senin, mûcize Kur'AN,

Alemlere Rahmet, cemâlin göster
Kölen rahmetine sığınmak ister

Ümmetin üstüne titreyen sensin
Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin
Kulunu ALLAH'a sevdiren sensin
Gecemi gündüze çeviren sensin
Ey Hakk'ın şâhidi yüzünü göster
Kul şehâdetinle tanınmak ister
 
Hakk'ın halilisin, habibi sensin
Gönüllerin eşsiz tabibi sensin
En güzel hutbenin hâtibi sensin
Ümmetin en büyük nasibi sensin
Aşkımın Leylası yüzünü göster
Gönül seni gözden sakınmak ister
 
En güzel, en üstün ahlak senindir
Cömertlikte kemâl el-hâk senindir
Şefaatte en son durak senindir
Miraç senin, Refref, Burak senindir
Sen gördün, bize de cemâlin göster
Pervâne şem'ine hep yanmak ister

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MİLLİ GÖRÜŞ

5/5/2007

 

 

MİLLİ GÖRÜŞ HAKKI ÜSTÜN TUTAN GÖRÜŞTÜR.

1.MANEVİYATÇI OLMAK;MENFAATÇİ VE MATERYALİST OLMAYIP AHİRETE İNANMAK

2.KABA KUVVETİ DEĞİL, HAKKI ÜSTÜN TUTMAK.

3.NEFSE ESARETİ DEĞİL,NEFİS TERBİYESİNİ ESAS ALMAK.

 

 

MİLLİ GÖRÜŞ;SÖMÜRÜ DÜZENİ DEĞİL HERKESE HAKKINI VEREN ADİL BİR DÜZENDİR.

 

 

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BAYRAM ALİ ÖZTÜRK'ÜN RHA ŞEHADETİ

5/5/2007

Şehid Bayram Ali Öztürk Hocamızın, şehadetinden günler önce Rize yaptığı ve şehadetini haber verdiği vaazu nasihatini gönül gözüyle görüp, gönül kulağı ile dinlemeye buyurun:


Bazı sözlerimi yüreğimin yarasıyla söylüyorum, yanlış anlamayın!Bir de böyle bir hastalığımız var: Diyelim meselâ sen veya ben, kim olursa olsun hani kahrıyla konuşuyor, yürek acısıyla konuşuyor, dinleyen ise diyor ki ; Aaa! İşte hoca niye o kelimeyi söyledi; vesaire. Sen ne diyorsun Allah aşkına ya! Ben sana hasretimi ve ızdırabımı dile getiriyorum sen bana hâlâ diyorsun ki; bu şiirin vezni ne, kafiyesi ne?Acemin dediği gibi;Ben ne söylüyom sazım ne çalıyor. Sözüm bir türlü gidiyor, sazım bir türlü gidiyor; öyle olmayacaksın.

Şurada birinize ani bir rahatsızlık gelse, ölse, hepimiz ağlarız.Gülerken de beraber güleceğiz, ağlarken de hep beraber ağlayacağız.Biz hâlâ, öbürünün kusurunu araştıracak şekilde birbirimize komplo kuracaksak, o zaman hayat bitti demektir. Karşı tarafa, al bizi ne yaparsan yap demektir bu!

Bak Hızır Efendi rahmetliyi İsmailağa’da vurdular, şehid ettiler. Bana göre İsmailağa’da Muhammed Mustafa şehid edilmiştir.Hoca, Peygamber vekili olan bir insandır; hocanın vurulması peki nedir?Rasul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in vurulması yerine geçer.

Bakın, o olaydan sonra yine ciddi bir tedbir alınmış değil. Bu ne demek oluyor. Ey Hızır Hocayı vuranlar bizde çok şehid olacak adamlar var, gelin kimi istiyorsanız; Bayram Hocayı mı al, vurun götürün. Zaten Hızır Efendi hedef değildi bendim hedefte, bendim hedefte.

18 Mayıs tarihli Zaman Gazetesi ve Vakit Gazetesi;ne bakın. Hızır Efendiyi içeride vurdular, ertesi gün gazete aynen şöyle yazıyordu: İsmi B ile başlayan hoca vurulacaktı, yanlışlıkla adı H ile başlayan hoca vuruldu. Kim o?

İsmailağa’da son yıllarda sürekli Efendi’nin emri ile bu fakirin sesi çıkıyor, dolayısıyla cemaatte uyanma gibi haller berildi; Elhamdülillah.Eee, namlunun ucunda ben!600 Dolar verdim çelik yelek aldım, ben ölsem kim benim hukukumu arayacak ki; hiç kimse aramayacak. Bu şartlarda çalışıyoruz anla!Bir kişi, bir Allah’ın kulu çıkıp da; ne yapıyorsun, ne ediyorsun, ne oluyor, sıkıntın var mı, derdin var mı? soran eden yok.”Bu dava garip geldi garip gidiyor ama bu davaya gönül veren gariplere ne mutlu diyor” Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem.

İmam-ı Rabbânî’nin bir mektubu var, dava uğruna çekilen çile ve zahmetlerin ne anlama geldiği hakkında. Zaten onu duyduktan sonra, önümde Amerika mı var, yerli düşmanlar mı var, katiller mi var, hiç birisi gözüme gelmiyor, yeter ki ruhun teselli olsun, tatmin olsun. Allah’ın izniyle bir başım değil bin başım Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yoluna feda olsun. Ama bu demek değil ki deli olalım yani, tedbirli de olmak gerekiyor. Biz bu canı da yolda bulmadık, tedbir takdire mani değildir. Ehl-i Sünnet vel cemaat öyle söyler. Ben tedbirimi alırım ama takdir eğer bizim vurulmamızı gerektiriyorsa, e ne yapalım orada  Mevlâ’nın da bildiği bir şey var demektir, mecburen kaza ve kadere boyun eğeceğiz.

Ben senin için öleceğim, sen benim için bir ah çekmeyeceksin! Vefakârlık bu mu? Sana bu kadar kendimizden feda edeceğiz sen yine hâlâ benim hakkımda ileri geri konuşacaksın Yook, yook, o zaman Bayram hoca gidecek ahirete haberiniz olsun. Allah imana, İslâm’a zeval vermesin.Allah anadan babadan öksüz ve yetim bırakır ki, bırakıyor da zaman zaman,

anneden ve babadan öksüzlük de vermesin ama asıl öksüzlük işte böyle savunmasız kaldığımız andır.

Dünkü sohbetin konusu, Muhammed Mustafa nasıl savunulacak!Hep Peygamber Efendimizi işte böyle mübarek günlerde, işte Peygamberimiz şöyle, Peygamberimiz böyle; vesaire vesaire. Güzel de, güzel de, şu anki gelişen dünyada Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i nasıl savunacağız peki, bunu kim anlıyor Allah aşkına! Böyle kıyısından köşesinden, tavanın ucundan, döşemenin bilmem arasından bahseder gibi Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i bir iki ezgi, ondan sonra bir iki enstrümantal parça vesaire, ne yaptık; Efendimiz’in doğum gününü kutladık, çüşşş!Ne oldu ya bu? Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem gitarla, davulla, zurnayla kutlanacak ondan sonra gerisi yok!Bu iş mi yani? Asıl gerisi mühim, hadi onu yaptın eyvallah; ama Muhammet Mustafa bu kadar değil ki, peki bütün dünya şu an Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem;e çullandı; Danimarkalı piçin birisi kalktı Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e terörist dedi, peki miting meydanlarında havlamaktan başka ne yapabildik; hiçbir şey. Hep kadın olduk biz, kadın olduk kadın, dünyada erkek aramayın!

Erkek, aşkının gereği olarak sevdiğine canını feda edendir peki. Abdülhamid Han zamanında Avrupada bir tiyatro oynanıyor, tiyatro oyununda Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e hakaret sahneleri var. Abdülhamid Han dedi ki, hatta o son dönem çalkantılı bir dönem olmakla birlikte;”Size 24 saat zaman tanıyorum. 24 saat içinde o tiyatroyu oyundan kaldırın.Yoksa bütün ordularımla üzerinize geliyorum!”Ve neticede adamların abdesti kaçtı, biliyor musun?

Şimdi bu adam resmen, affedersiniz ama gene yüreğimin yarasıyla söylüyorum; Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellemi esir aldılar vicdansızlar, her türlü hakareti yapıyorlar. Peki; hani Muhammed Mustafa’nın erleri ve yiğitleri, hani nerede? Muhammed Mustafa karıların eline kaldı.

İsrail Suriye’ye saldırdı. Golan tepeleri var Suriye’de, ben gittim oraları gördüm, çok güzel, tepeler araziler çok çok verimli, adamlar yer işgal etti vicdansızlar, aynen şunu söylediler; Muhammed Mustafa öldü, kadınları ve kızları arkada bıraktılar bize!Hadi ye bakalım bu lafı, insansan eğer.Ben hâlâ gezmeyi düşünüyorum, hâlâ giyinmeyi düşünüyorum, hâlâ eğlenmeyi düşünüyorum git ya git...Bu laflardan, sizi tenkid anlamayın ha, ona göre!Siz bunlardan olsaydınız eğer, bu kafadan olsaydınız buraya gelmezdiniz; siz dertlisiniz, ben ortamı size tasvir ediyorum, önce teşhis sonra tedavi!

Dağda ağaçlar oluyor, eğer o ağaçlar kendi haline bırakılırsa onun meyvesi acı olur, ama sen eğer o acı ağaca bir aşılama yaparsan o acı elma acı armut ne oluyor; bal oluyor bal, bal oluyor bal! Bak ağaca bile bir ilgi gösterdiğinde ağacın meyvesinin acılığı tada dönüşüyor. Peki, çoluk çocuğun, ondan sonra benim kardeşlerim vesaire bunlar odundan daha aşağı gitti ki, oduna veya saksıdaki çiçeğe gösterilen alakayı bunlara göstermiyorsun? İlgi göstermezsen yarın bunlar olur acı meyveli bir ağaç! Ne işe yarayacak bu ağaç? Bir iş görmez keser odun yaparlar, insan ise odun bile olmaz, peki ne olacak bu insan? Allah-u Teâlâ eğer uyuyorsak uyanmaya bizleri muvaffak eylesin, eğer öldüysek tekrar dirilmeye bizleri muvaffak eylesin (Amin!!!)

Burada ben konuşmuyorum, ben burada Cenab-ı Hakk’ın ve Peygamberimizin vekili gibi konuşuyorum; hani vekili olmaya layık değilim ama konuştuğum sözler âyetin ve hadisin dışında değil, belki bir daha da hayatında böyle bir söz duymayacaksın! Demin dediğim gibi ben toprağın altına gideceğim, o zaman bunları hatırladığın zaman “Ah ben bu kafayı ne yapayım, 9. kattan atlasaydım da yanlış karar almasaydım” diye kafanı şu elinle kayaya vuracaksın ama artık...Hayat, hayat, hayat o kadar acayip ki, dönsen de artık dönemeyeceksin. Artık belki bir itin birisi sana nasip olacak, o it yüzünden de ölünceye kadar belki çekeceksin biliyor musun? Allah böyle gafletlere maruz kalmaktan muhafaza eylesin(Amin!!!)

Allah doğrudan senin kafana bu tembihleri sana ilham edebilirdi ama Allah araya esbab koyuyor. Allah güneş olmadan da sıcak verebilirdi, bulut olmadan da yağmur verebilirdi ama Allah-u Teâlâ araya sebepler koyuyor. Ağaç olmadan da meyve verebilirdi Allah Celle Celâluhu. Baba olmadan da Allah-u Teâlâ çocuk verebilir; İsâ Aleyhisselâm’ın babası kim? Mevlâ araya ne yaptı, esbab koydu! Demek ki sende bir cevher var. Mevla bizden hala vazgeçmedi, vazgeçmedi, vazgeçmedi! Rabbim bay bay! Benden buraya kadar öyle mi? Allah iyilikten ve güzellikten ayırmasın, yanlış karar almaktan hepimizi muhafaza eylesin!(Amin!!!)

Yollar ikiye ayrıldı artık aziz kardeşim, tercihini yap. Cenâb-ı Hakk buyuruyor ki,”Biz doğru yolu gösterdik diyor; dileyen artık cennete gitsin dileyen cehenneme gitsin diyor.Cenâb-ı Hakk bunu söylerken de,;Yapın tercihinizi gidin. Ben, nasıl giderseniz kabul ediyorum demiyor Allah-u Teâlâ.

İster cennete gidin ister cehenneme gidin ama burnunuzu sürteceğim diyor. Başka bir Allah bulduysan bana da söyle bende seninle beraber geleyim! Ama bulamayacaksın, bulamayacaksın! Beni darıltabilirsin, beni küstürebilirsin ama Muhammed Mustafa’yı küstürme, Muhammed Mustafa’yı küstürme! Yarın, ahirete imanın varsa ki var, yarın; “Tut elimden Ya Rasulallah!” dediğin zaman, Rasulallah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, eğer bu yamuklukla ahirete gidersek, sana diyeceği bir kelime var: “Ben seni tanımıyorum, yürü!” Yanında da Hazreti Aişe validemiz olacak. Hazreti Hatice validemiz olacak, Anacığım, anacığım!”Benim senin gibi evladım yok, sen kimsin!” diyecek sana icabında!

Neye güveniyorsun peki, ha neye güveniyorsun peki; parana mı, puluna mı, anana mı, babana mı? Bak şu yukarıdaki dağ emir bekliyor haberin olsun, şu deniz beş metre kalksa Çayeli bitti. Bende senin gibiysem, bende icabında bu kafayla gidersek biz, Allah göstermesin! (Amin!!!)

Rize’de bu kadar afetler oluyor, dereler taşıyor, ne bileyim evleri alıp götürüyor. Allah-u Teâlâ her adım başında kendisinin neye kadir olduğunu gösteriyor, sen nasıl kalkıyorsun peki şuna tavır koyuyorsun ya, sen nasıl Kur’ân’a kin kusuyorsun ya, sen nasıl kalkıp tefe koyuyorsun, rafa koyuyorsun; şöyle diken üstünde duruyorsun ya? Bak depremler hala kalktı mı; kalkmadı. Gidiyor geliyor, gidiyor geliyor. Birkaç kişinin hürmetine Mevlâ tutuyor. Rize’yi var ya, Allah Rize’yi çoktan yıkacaktı. Rize çoktan yıkılacak ama işte burada birkaç mazlum kul var Mevlâ onlarla tutuyor Rize’yi. Göreceksiniz, Allah göstermesin, yine bunu yüreğimin acısıyla söylüyorum, hadi bir daha kursan da kuramayacaksın haberin olsun, kursan da kuramayacaksın, mümkün değil artık! En büyük musibet nedir bilir misiniz siz, en büyük müsibet; musibetten ibret almamaktır, musibetten ibret almamaktır! ALLAH bir insanın aklını aldıktan sonra Allah-u Teâlâ mucizede gösterse, yook, para etmiyor, para etmiyor. Şuradan Rusya, vicdansız bir kalkışırsa bu tarafa, Türkiye’nin bir ay savunacak gücü yok, bir ay, bir ay Türkiye’nin kendini savunacak gücü yok! Bir hafta 15 gün içerisinde iş bitti, Türkiye gitti! Ondan sonra Rus piçi sana saldırdığı zaman Bayram Hocayı hatırlarsın! Allah buralara gelmekten hepimizi muhafaza eylesin.


                                                                                 Bayram Ali Öztürk Rha.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

AŞK DUASI

2/5/2007

 

Rabbim
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdiğin olsun

Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanin kalbi Senin’le sevinen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
Onunla buluşmuş olan sen olasın

 Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun 

Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım

Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun

Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

 Öyle bir sevgili ver ki bana
Ona sarıldığımda kâinat bize baksın
Birbirine sarılsın

Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin
Günah sevap uğruna kendini feda etsin
Ölüler birer birer uyansın sevgimizle

Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde Muhammed sevilsin

Öyle sevelim ki birbirimizi
Hz. Hatice göklerden bize seslensin
Ve desin ki

"Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... Bizde onlardayız

Bak Aşkımız bir kez daha yaşanıyor yeryüzünde…
Allah Aşkımızı öyle çok seviyor ki binlerce insana yaşatıyor…

 

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

...

...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro